More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  NUR BAHÇESİPhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

NUR BAHÇESİ

July 12

UYARIYORUZ!!!

 


UYARIYORUZ!

ALLAH’IN AZABINI HATIRLATIYORUZ!

ÜZERİMİZDE KARA BULUTLAR DOLAŞIYOR...

BÜYÜK FELAKETLER KAPIMIZIN ÖNÜNDE SIRASINI BEKLİYOR...

GÖK...HOMURDANIYOR!

YER... AYAĞIMIZIN ALTINDAN KAYIYOR!

BİZLER İSE HALA GAFLET İÇERİSİNDEYİZ, UYKUDAYIZ... BOŞ ŞEYLERLE UĞRAŞIYORUZ.

İNSANLARIN SURATI ASIK... ÇEVRENİZE BİR BAKINIZ, HERKES BİRER BUNALIM, BİRER STRES YUVASI OLMUŞ... HUZURU KAYBETMİŞ.

MÜSLÜMANLAR! KENDİNİZE GELİNİZ...

ZAMAN; AHİR ZAMAN’DIR...

ZAMAN; ALLAH’A DÖNÜŞ ZAMANI’DIR...

ZAMAN; TEVBE VE İSTİĞFAR ZAMANI’DIR...

‘’KENDİNİZİ VE AİLENİZİ YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN CEHENNEM ATEŞİNDEN KORUYUNUZ’’ (TAHRİM, 6)

İYİLİĞİ EMREDİP, KÖTÜLÜKLERDEN SAKINDIRMAK İÇİN GAYRET EDİNİZ!

ALLAH’I ve UYKULARI KAÇIRAN ÖLÜMÜ AKLINIZDAN ÇIKARMAYINIZ!

ETRAFINIZA MERHAMET EDİNİZ Kİ; ALLAH’TA SİZE MERHAMET ETSİN...

HELALLERE ve HARAMLARA DİKKAT EDİNİZ!

‘’SADAKALAR; BELÂ VE MUSİBETLERİ YOK EDER...’’ SADAKALARI ÇOĞALTINIZ!

EVLERİNİZİ, ALLAH’IN ÂYETLERİNE UYARAK NÛRLANDIRINIZ.

HAYATINIZI, PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ (s.a.v)’in GÖSTERDİĞİ YOLDA GİDEREK GÜZELLEŞTİRİNİZ, GERÇEK HUZURA VE KURTULUŞA;

ANCAK İSLAMI, HAYATIMIZIN HER SAFHASINDA YAŞAYARAK ULAŞACAĞIMIZI UNUTMAYINIZ.

EVLERİNİZE VE AİLENİZE SAHİP ÇIKINIZ!

EN BÜYÜK SERMÂYENİZ OLAN ÖMRÜNÜZÜ TELEVİZYON KARŞISINDA TÜKETMEYİNİZ! HER AN ZEHİR AKITAN TELEVİZYON PROGRAMLARI SİZİ CEHENNEME SÜRÜKLEMESİN!

DİKKAT EDİNİZ! YARIN HESABINI VEREMEZSİNİZ...

FELÂKETLER TEPEMİZDE KOL GEZİYOR...

UNUTMAYINIZ Kİ;

‘’ALLAH’IN AZABI PEK ŞİDDETLİDİR!’’

VAKİT GEÇ OLMADAN KENDİNİZE GELİNİZ, SAMİMİ OLARAK ALLAH (c.c)’tan BAĞIŞLANMAYI DİLEYİNİZ! BAŞKA KAPI YOK...

AÇIN ELLERİNİZİ MEVLA’YA...

AÇIN ELLERİNİZİ DUA’YA...

AÇIN ELLERİNİZİ RAHMETE...

AÇIN... AÇIN...

NAMAZ

 


    NAMÂZ KILMAK
Dînimizde, îmândan sonra en kıymetli ibâdet namâzdır. Namâz dînin direğidir. Namâz ibâdetlerin en üstünüdür. İslâmın ikinci şartıdır. Arabîde namâza (Salât) denir. Salât, aslında duâ, rahmet ve istiğfar demekdir. Namâzda, bu üç ma’nânın hepsi bulunduğu için, salât denilmişdir.

Allahü teâlânın en çok beğendiği ve tekrâr tekrâr emretdiği şey, beş vakt namâzdır. Allahü teâlânın, müslimânlara îmân etdikden sonra en önemli emri, namâz kılmakdır. Dînimizde ilk emredilen farz da namâzdır. Kıyâmetde de, îmândan sonra ilk soru namâzdan olacakdır. Beş vakt namâzın hesâbını veren, bütün sıkıntı ve imtihânlardan kurtulup, sonsuz kurtuluşa kavuşur. Cehennem ateşinden kurtulmak ve Cennete kavuşmak, namâzı doğru kılmaya bağlıdır. Doğru namâz için önce kusûrsuz bir abdest almalı, gevşeklik göstermeden namâza başlamalıdır. Namâzdaki her hareketi en iyi şeklde yapmağa uğraşmalıdır.

İbâdetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaşdıran hayrlı amel, namâzdır. Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” buyurdu ki: (Namâz dînin direğidir. Namâz kılan kimse, dînini kuvvetlendirir. Namâz kılmayan, elbette dînini yıkar). Namâzı doğru kılmakla şereflenen bir kimse, çirkin, kötü şeyler yapmakdan korunmuş olur. Ankebût sûresinin kırkbeşinci âyetinde meâlen, (Doğru kılınan namâz, insanı pis, çirkin ve yasak işleri işlemekden korur) buyuruldu.
 
 Namaz imandan sonra en büyük hakikat...
Kişinin Rabbiyle buluşması,O'na en yakın olduğu anı..
Kur'an'da 70 kere emredilen ibadet..
Peygamber Efendimizin(a.s.m) deyimiyle namaz "Dinin direği","Gözümüzün nuru",Mü'minin miracı"..
Namaz en vazgeçilmez ibadet..Namaz yaratılış gayesi..Kainatın neticesi,meyvesi.
Bu yüzden Bedir Savaşı'nda bile namazdan vazgeçilmedi..Bu yüzden HZ.Ömer(r.a.)yarasından kanlar akarken bile namaz kıldı ve HZ.Ali(r.a.)ayağındaki okun çıkarılması için namaza durdu..
 

ARTIK HAYATIMIZDA OLMALI!!!

 

 

 

  Bu kitab müjdeleyici ve uyarıcıdır.Fakat onların çoğu yüz çevirdi.artık dinlemezler.

Ve dediler ki :Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz kapalıdır.kulaklarımızda da bir ağırlık vardır .Bizimle  senin aranda bir perde bulunmaktadır.Onun için sende ( istediğini ) yap,biz de yapmaktayız........!!!!! ( fussılet : 4-5 ) 
    
'' Nihayet oraya geldiklerı zaman kulakları ,gözleri ve derileri ,isledikleri şeye karsı onların aleyhınde şahitlik edecek.
    Derilerine:Niçin aleyhimizde şahitlik ettiniz ? derler.Onlarda :Herseyi konuşturan ALLAH,bizi de konusturdu.İlk defa sizi o yaratmıştır.Yine O'na döndürüluyorsunuz,derler.
   Siz ne kulaklarınızın,ne gözlerinizin ,ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz ,yaptıklarınızdan çoğunu Allah'ın bilmeyecegini sanıyordunuz.
  Rabbiniz hakkında beslediğiniz ZAN var ya,işte sizi o mahvetti ve ziyana uğrayanlardan oldunuz......( /41/fussilet:20,21,22,23)
 
Kim Allahu Teâlâ ile kelam ve sohbet etmek isterse Kur'an okumalıdır. Bu sohbet için günde uygun bir vaktini ayırmalıdır. Hiç değilse bunu namazda yapmalıdır.
Eğer bir günlük gazeteye göz atmak için ayırdığımız zaman kadar Yüce Kur'an'ı okumaya veya televizyondaki bir eğlence programı kadar Allah'ın kelâmını dinlemeye vakit ayıramıyorsak; kalbimizde ciddi bir manevî hastalığın mevcut olduğunu kabul edelim...

Buna gaflet ve kalb katılığı denir ki; ilacını bulmaktan çok, içmesi zordur.

Her mü'min, Allahu Teâlâ'ya sevilmek istediği kadar Kur'an-ı Hakim okumalıdır. Efendimiz (s.a.v):

"Siz Kur'an'la Allah'a döndüğünüz ve yaklaştığınız gibi, hiçbir şeyle O'na yaklaşamazsınız." buyurmuştur. (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 17.)

Şimdi, erkek-kadın, köylü-şehirli, âmir-memur, genç-ihtiyar, her mü'minin günlük olarak yüzünden veya ezberinden okuyabileceği bazı sûreleri ve âyetleri zikredeceğiz.

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz, bir defasında ashâb-ı kirâm'a hitaben: "Sizden biriniz, bir gecede Kur'an'ın üçte birini okumaktan âciz midir?" buyurdular. Bu onlara zor geldi ve:

"Buna hangimizin gücü yeter ki yâ Rasûlallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz:

"Kul hüvellahu ahad sûresi, Kur'an'ın üçte birine denktir." buyurdular. (Buhari, Fedâilü'l-Kur'ân, 13; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 11.) Buna göre, kim ihlas sûresini üç defa okursa, bütün Kur'an'ı hatmetmiş gibi olur. Hiç değilse, günde Kur'an-ı Hakim'den bu kadarını okumalıdır.

Rahmet Peygamberimizin (s.a.v) haber verdiği şu müjde ve kolaylıklardan nasibimizi almaya bakalım:

"Kim geceleyin Bakara sûresinin son iki âyetini (Âmerrasûlü'yü) okursa, bu ona yeter." (Buhari, Fedâilü'l-Kur'ân, 10; Müslim, Müsâfirîn, 255; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 11.)

"Allah bu iki âyeti bana Arş'ın altındaki hazineden vermiştir. Onları öğrenin, kadınlarınıza ve çocuklarınıza da öğretip ezberletin. Çünkü bunlar hem salattır, hem duadır, hem Kur'an'dır." (Dârimî, Fedâilü'l-Kur'ân, 14; Ahmed, Müsned IV, 147.)

"İçinde Âyete'l-Kürsî okunan eve şeytan girmez. Girmişse okununca çıkar kaçar." (Hâkim, Müstedrek, II, 259; ibnu Hıbban, Sahih, 777.)

 

"Kur'an'ın kalbi Yâ Sîn'dir. Kim onu Allah'ın rızâsını ve âhireti isteyerek okursa, muhakkak günahları affedilir." (Hâkim, Müstedrek, l, 565; Ebû Dâvud, Hadis no: 3121)

"Her mü'minin kalbinde "Tebarekellezî bi yedihil mülk" sûresinin bulunmasını ne kadar arzu ediyorum." (Hâkim, Müstedrek, l, 565.)

"Mülk sûresi, kabir azabına mânidir. O kurtarıcıdır; Onu her gece okuyanı kabir azabından kurtarır." (Hâkim, Müstedrek, II, 498; Tirmizî, 2899.) İnsan ve cin şeytanlarının şerrinden muhafaza için ihlas, Felak ve Nâs surelerini sabah akşam üçer defa okumalıdır.

Yukarıda zikrettiğimiz sûre ve âyetler, otururken, yürürken, işin başında çalışırken" okunabilecek şeylerdir. Abdestli olarak edebine dikkat ederek okunmaları en güzelidir. Ancak, cünüp ve hayız olmadıktan sonra, ezberden abdestsiz bile okunabilirler. Hiç okumamaktan iyidir.

Her mü'minin, günlük olarak az da okusa devam ettiği bir hatmi bulunmalıdır. Kur'an ve hatim okumayı sâdece Ramazan ayına tahsis etmek doğru değildir.

Yaşı ne olursa olsun, aklı başında her mü'min, yirmi günlük bir çalışma ile Kur'an-ı Kerim'i yüzünden okumasını öğrenebilir. Her namazda okumakta olduğumuz namaz sûrelerini muhakkak yanlışsız okumalıyız. Bir bilenin önüne gidip okuyuşumuzu kontrol ettirmeliyiz. Çünkü manayı bozan her kıraat namazı da bozar, bu bilinmelidir.

Kur'an-ı Kerim'i bir beze sarıp duvara asmak, kendimizi dar ağacına asmaktan farksızdır. Kim ki Kur'an bilmedi, sanki dünyaya gelmedi demektir.

Hz. Osman (r.a) demiştir ki: "Benim için en kötü ve en uğursuz gün, içinde Kur'an'ı Hakim'e hiç bakmadığım gündür."

 

BAŞÖRTÜM

 

 


 ana.gif
 
img106/9408/hereyeramenyoladevam4wn.gif
 

 YERYÜZÜNDE  BAŞÖRTÜSÜ  ZULMÜ'nün  SONA  ERMESİ  DİLEĞİ   İLE...

Ve Sizler...

O gün ayetler, sizin omuzlarınızdan söz ediyordu..

Başörtüsünü bir sancak gibi yapan Eliftiniz.

İnce Ceylan derisinde, sülûs yazılarla, süslü ''Nur'' ayetlerinin şavkıydı dalgalanan..

Üç küçük ağaç dallarını size dönüp çiçeğe döndü O gün.

Rüzgar bazen pervaz ediyor, ince beyaz çiçeklerin arasından süzülüp, sizin başörtünüzde duruluyordu...

Ve derken..

Gökte, güneş gelip başınızın üstünde durdu..

Hüznün şerefelerinde mavi ezan çiçekleri açıldı...

Siz.. bir zulmün üzerine yürür gibi yürüdünüz..

Siz.. ayetlerde omuzlarından söz edilenlersiniz

Siz.. yeryüzünün bütün meydanlarında başörtüsünü birer sancak gibi taşıyanlarsınız..

Siz.. iffet ve namus timsalleri...

yeryüzünün zümrüt parıltılarısınız...

Siz.. yeryüzüne sığmayan, iman çağlayanlarısınız..

 

Ve Sizler BACILARIM..
 Başörtüsü için çile çeken, gözyaşı döken bacılarım...
Allah yolunda her türlü tehdide, işkenceye, zulme göğüs geren, dövülen, horlanan.. Sözlerinde, özlerinde gönüllerinde imanın nurunu dalgalandıran..
Allah için, seherlerde kanlı gözyaşları arş-ı alaya dayanmış sizler...! 
BACILARIM... SİZLERE SELAM OLSUN!
Ve sizler, öyle kimselersiniz ki; Allah ve Rasulünü dünyadan ve dünyadakilerden üstün tutanlarsınız...
- Sizler Allah'tan ümit kesmeyenlersiniz..
- Sizler Dertlerini sessiz-beyaz dilekçelerle Allah'a sunanlarsınız..
- Sizler istediklerini yalnız ve yalnız Allah'tan isteyenlersiniz..
Ve sizler..
-Allah'ın mahşerdeki hesabını unutup, size alaylı gözlerle her türlü acımasızlığı yapanların yüzüne; Şanlı direnişinizi tokat gibi çarpan sümeyyelersiniz.. SİZLERE SELAM OLSUN..
Bakın! duyuyormusunuz..
İşte ecdadın sitemkar sesleri Şanlı ecdadın mezarlarında kemikleri sızlıyor.. Vatan için, millet için, bayrak için, Kur'an için, başörtüsü için, namus için can vermiş.. Şehit olmuş şanlı ecdad..
Bizler, ümmetin erkekleri boynumuz eğik..
Ama onlar.. onlar medar-ı iftiharlarınız.. Mezarlarında rahat uyumayan yüzbinlerce şehid'in al kanları..
BACIM İnan ki, senin başörtünde gül bahçesine dönüşmüş..
Onların kanları boşa akmamış..
Onlar gül bahçelerini sulayan; Eyyub El-Ensariler, Ulubatlı Hasanlar, Sütçü imamlar, Akifler..
Ey Sütçü imam.. İki bacımızın yaşmağını aldılar diye maraşı kana buladın.. HEYHAT..!
Gel görki, şimdi senin şuuruna ne kadarda da muhtacız..
Hakkını helal et! Senin emanetine sahip çıkamadık..
Senin huzurunda duracak yüzümüz yok..
Bacılarımızın, kızlarımızın derdine derman olamadık..
Onlar okumak istiyorlar..
Ama gel görki senin torunlarını başörtülü diye sokmuyorlar okullarına..
O gün fransız, ingiliz yunan dölleri; 
Bayrağa, başörtüsüne, namusa el uzatıyordu..
Bugün adı müslüman olan, Mehmetler, Ayşeler maalesef birer başörtüsü celladı kesilmişler.. Başörtüsünü düşman bellemişler..
BACIMIN İFFETİ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE.. ACIRIM TÜKRÜĞE BİLLAHİ ! TÜKÜRSEM YÜZÜNE diyor merhum Akif Reziller görevlerini yapıyorlar..
Peki ya bizler? Adı müslüman olan bizler..
Lafı gelince mangalda kül bırakmayan bizler, üzerimize sanki ölü toprağı serpilmiş..
Evlerimizdeki rahat koltuklarımızdan onların gözyaşlarını izliyoruz. utanmadan.. utanmadan..
Ve SEN okula alınmayan, gözyaşları arş-ı alayı titreten BACIM..
BAKAMIYORUM YÜZÜNE.. UTANIYORUM..
Sana karşı vazifemi yapamadım..
Beni affet.. Biliyorum..
O her şeyin hesabının hakkıyla sorulduğu yerde, yakama yapışacaksın..
sana diyecek sözüm yok..
Tükür.. Tükür yüzüme.. bacım.. Tükür.. Tükür..
Benim şahsımda adı erkek diye geçinenlerin hepsinin yüzüne tükür..! AH BACIM..
Senin gözyaşlarını görecek gözlerimizin önünde, şimdi neler var neler..
Paralar.. altınlar.. evler.. dünyalıklar.. Senin yaşadıklarını hissedecek yüreğimizde öyle bir pas varki, kapkara.. Kalplerimiz ise taş kesilmiş.. kaskatı olmuş.. Ah BACIM ah..
Sen yinede üzülme..
Hergün beraber olduğun insanlar, hemde adı müslüman olan bunca insan, annen, baban, kardeşlerin, bizler, kısacası hepimiz..
Bu kayıtsız hali, lakayıt hali, seni düşündürmesin..
ağlatmasın..
Bizler vazifemizi yapamasakta sen yine de üzülme..!
Ümitvar ol.. BACIM..
Unutma! tez geçer zulmün ezası. Sabretmeyi bileceksin tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Çevirmez ahını Allah öksüzün Pek basittir, devrilmesi köksüzün Her kim olsa haksızlığı haksızın Suratına çalacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yolunuz her zaman Allah yoludur! Bu öyle bir çileki, kökü şehid kanıdır! Hak haklının en mukaddes malıdır. Vermezlerse alacaksın tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Yalana hayır, bu gerçeğe evet Mücadeleden yılma, kalsanda tek fert Birde ötesi var, buranın elbet, Nasıl olsa güleceksin... güleceksin... Güleceksin tamam mı?
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
ALLAHIM, Bizlere yüzümüz ağırtan böyle nesiller verdiğin için sana şükürler olsun..
ALLAHIM, Ayakları senin davanda sabit olan bu güzide evlatları, bütün ümmeti muhammede ibret eyle, rehber eyle..
ALLAHIM, Bütün bu yapılanlar, ümmetin dağınıklığından..
En kısa zamanda bütün müslümanlara, birbirini sevmeyi, birbirleriyle kardeş olmayı ve birleşme şuurunu nasip eyle..
ALLAHIM sen Mevlamızsın..
Bizleri bağışla..
bizleri şuurlandır..
gözlerimizi aç..
kalplerimizi yumuşat..
ayaklarımızı kaydırma..
davamızda zafer nasip eyle..
AMİN... AMİN... AMİN
* * * * * * * * * * * * * * * * * * *
 
BaSöRTüSüNe öZGüRLüK KaMPaNYaSI

40 hadis

 


1- 
 
 

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ  قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ         

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

Müslim, İmân, 95.

 2-

اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

İslâm, güzel ahlâktır. 

Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

 3-

مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.

 4-

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

 

 

5-

إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:

إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.

 6-

اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

Tirmizî, İlm, 14.

 7-

لاَ يُلْدَغُ  اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

Mümin, bir  delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.

 8-

اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

Tirmizî, Birr, 55.

 9-

إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi  sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.

 10-

اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.

 11-

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

 Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.

 12-

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ

بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.

 13-

لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.

 14-

لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.

 15-

اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır.  Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n  kusurunu) örter.

Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

 

 16-

لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.

 17-

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.

 18-

لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا

وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ

Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

Buhârî, Edeb, 57, 58.

 19-

إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.             

Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.

 20-

لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

Tirmizî, Birr, 58.

 21-

تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

Tirmizî, Birr, 36.

 22-

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kal